It's Only Time
The Magnetic Fields

How i Met Your Mother artık eskisi kadar komik olmayabilir, anne bir hayal kırıklığı gibi görünebilir ama sadece bu şarkı bile bu sezonu kurtarmaya yeter.

Şarkılar insanlarla güzel.

Şarkılar insanlarla anlamlı.

Şarkılar insanlarla başka.

Ama işte, hangi insan?

Let Me Kiss You
Morrissey

Şimdi burada bu şarkının ne kadar güzel olduğunu, efsane olduğunu; erişilmez olduğunu anlatacak değilim. Haddime de değil.

Hayal gücüm hep çok derin olmuştur. Kafamda kurmalarım, yaşamalarım, planlamalarım ve bunları hayata geçiremeyişlerim ünlüdür.

Bazen öyle anlar gelir ki, “admire” ile “despise” arasındaki uçurum inanılmaz büyür. Kocaman olur. Bir de sen despise tarafındaysan sıçtın demektir. Keşke admire ile despise arasındaki fark bu kadar olmasa. Keşke admire tarafında olsak. Ama işte birileri despise tarafında olacak ki, diğerleri de admire tarafında olabilsin değil mi?

Despise olma sorunsalını keşke, “but my heart is open to you” diyerek çözebilsek. Bu kadar basit olsa.

Keşke, şarkılara bu kadar anlam yüklemesek. Keşke kafamız daha az çalışsa. Keşke, takmasak istemediğimiz şeyleri.

Keşke, mutlu şarkılar dinlesek hep. Keşke böyle şarkılar dinlemeye gerek kalmasa.

Keşke daha az iyi olsak.

Keşke bunları yazamasak.

Kathleen
Josh Ritter

Bu şarkı en başında, kendi halinde, kimseye zarar vermeyen bir şarkı gibi görünse de pek hüzünlüdür kendileri! Ama içten içe bir hüzün. Başından sonuna kadar dinlemeden bu hüznü anlayamazsınız. Hatta zorlarsanız,sözlerin anlattığı hikayeden bir drama bile çıkartabilirsiniz.

Böyle çaktırmadan hüzünlendiren, bana bir şeyleri hatırlatan, bana bir şeyler öğreten şarkılara bayılıyorum.

Josh Ritter abimiz özünde Amerikan, ama Rus doğumluymuş. Müzik dağarcığımdaki, kısıtlı “dişi olmayan seslerden” biri kendisi. Şarkılarını kendi yazıyormuş hep. Sesi çok özel bence. Bu şarkısı da öyle. Zaten, kadın isimli şarkıların kötü olma ihtimalleri yok ki.

Ne yazık ki, güzel şarkılar bize çoğunlukla kötü şeyleri hatırlatıyor. Adeta bir mazo/sado edasıyla, kendimizi şarkı dinleyerek iyileştirmeye çalışıyoruz; bunun bizi çok daha kötü yaptığının farkında olmadan. Belki de farkındayızdır, ama hoşumuza gidiyordur. Ben farkındayım. Neyse ki aptal değilim.

Hüzünkovan kuşu diye bir şarkı vardı hani. Bu şarkı da tam tersi işte. Hüzünçağıran kuşu mudur nedir, bilemedim.

Ama olsun. Güzel şarkılar iyi ki varlar. Bizi çoğu zaman çok fazla üzseler de. 

Stay With My Heart
Sophie Zelmani

Mesaiye kalıyorum diye, güzel şarkılar paylaşmaktan vazgeçeceğimi mi sandınız?

Bu şarkıyı dinledikten sonra, neden daha önce dinlememişim hissini güçlü bir şekilde hissediyorusunz.

Dünyada çok az şey bu şarkıdan güzel mesela şu an.

Bu şarkıyı dinledikçe, dünyayı güzelliğin kurtaracağına dair olan inancınız artıyor.

Duvarlara bazı şarkılar çok güzel diye yazasım geldi yine.

Accidental Babies
Damien Rice

Son birkaç şarkı hep underground oldu, bu defa mini bir “Ustalara Saygı” kuşağı olsun.

Fahri memleketim İrlanda’nın dünyaya kattığı en büyük şey bence Damien Rice. Hani “ölene kadar dinlerim” denilen adamlar var ya, en başında gelenlerdendir benim için. Renkleri değil de zevkleri çokça tartışan biri olarak, Damien Rice dinlemeyen insanları samimi bulmuyorum.

Gerçi bu şarkı da Damiem Rice’ın biraz daha “underground” şarkılarından biri. 9 Crimeslar, Blowers Daughterlar kadar popüler değil ama enfes bi’ şey.

2 sene önce, One Lov sağolsun, canlı canlı dinlerken; ölmeden önce yapmam gerekenler listesine de bir çizik atıyordum.

Çok seviyorum be abi.

*Milleti üze üze kendine ev yaptırdın Damien!